logo

Yüz Yüze Konuşmaya Ne Dersiniz?

Yaptığı her işte en güzelini yapmaya çalışan, yaratıcı, disiplinli bir ekibiz. Topluluk yönetimi, eğitim teknoloji ve robotik gibi niş konularda uzmanlıklarımız var. Birlikte neler yapabileceğimize bakmak, tanışmak, hayata katma değer sağlamak için görüşmeye ne dersiniz?
iletisim@artistanbul.io
+90 0212 251 64 37

Eğer Evleri Yazılım Mühendisleri Yapsaydı…

Eğer Evleri Yazılım Mühendisleri Yapsaydı…

Hikâye bu ya… Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılır. Önce papaz infaz edilecektir. Cellat papaza sorar:

– İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?

Papaz cevap verir:

– Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur.

Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve papazın boynuna santimetreler kala duruverir.

Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini dile getirir. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır.

En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:

– Durun bir saniye, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım!

Dünya’da ve Türkiye’de yürütülen özgür yazılım projelerinin pek çoğunun sorunu da bu: “Mühendis kafasıyla yönetilmek.

Özgür yazılım uzun zaman önce şunu ispat etti: Özgür yazılımcılar, milyar dolarlık firmaların “kapalı kapılar ardında” hazırladığı yazılımların çok daha iyisini ortaya çıkartabiliyor.

Örnek mi istiyorsunuz? Buyrun, önümüzde web tarayıcı pazarının yüzde 30’unu ele geçiren Mozilla Firefox örneği duruyor. Internet Explorer’dan kat be kat hızlı ve güvenli olan Google Chrome bir diğer örnek. Video izlemek için VLC, FTP sunucularına erişmek için FileZilla’yı kullanıyorsunuz.

Gücünü açık kaynaktan alan Android, cep telefonu pazarını kasıp kavuruyor. Rakipleri Android ile rekabet edebilmek için yine açık platformlara yönelmiş durumda. (Intel) MeeGo, (HP) WebOS, (Samsung) Bada’sına kadar hemen hepsi gücünü açık kaynaktan alıyor.

Anlayacağınız, özgür yazılım cephesinde işler fena gitmiyor.

 

“Talk is not cheap”

Peki, tüm bunlara rağmen özgür yazılım projelerinin önemli bir kısmı neden başarılı olamıyor?

Özgür yazılım projelerinin en büyük sorunu, çoğunluğunun “mühendis kafasıyla” yürütülmesi. Yazılım mühendisliği ve geliştirme süreçleri açısından mükemmel, ancak pazarlama ve sosyal mühendislik açısından “sıfır” diyebileceğimiz bir sürece dönüşüyor iş. Bir başka deyişle, özgür yazılım projelerinde yazılım geliştiriliyor ama “iş geliştiremiyor”.

Adına “iş zekâsı” dediğimiz kavram, yazılım mühendisliğinin çok daha fazlası… Özgür yazılım geliştirme projelerinin; kullanıcılarla doğru iletişim kurma, çözüm ortaklarıyla yeni ürün ve hizmet geliştirme, satış kanalı yönetimi, ekosistem oluşturma, etkinlik/fuar yönetimi, sosyal medya takibi, medya ilişkileri yönetimi gibi pek çok ayağı olmak zorunda. Özgür yazılımcı dostlara bu süreçleri anımsattığınızda, çoğu zaman şu cevabı alıyorsunuz:

– “Talk is cheap, show me the code.”

Linus Torvalds’ın bir tartışma sırasında kurduğu bu cümle, tıpkı bir “hadis” gibi tekrarlana tekrarlana özgür yazılım projelerinde “kod yazma” işinin gerektiğinden çok daha fazla kutsanmasına yol açtı. Bu nedenle de ortalık, yazılım mühendislerinin sevişmesinin meyvesi, “akraba evliliği ürünü” özgür yazılım projeleriyle doldu.

Özgür yazılım projeleri sadece birer “yazılım mühendisliği sorunu” değildir. Bazen sorun, “mühendisin kendisi” olabilir.

Bu ilk yazımızı, yazılım mühendisliği ilgili bir sözle bitirelim, ne dersiniz?

– “Eğer evler, yazılım mühendislerinin programları yazdığı gibi yapılsaydı; gelen ilk ağaçkakan bir medeniyetin sonu olabilirdi.”

 

 

Kapak görseli: Hongkiat wallpaper

Ali Işıngör

1974 yılında İstanbul’da doğdu. İtalyan Lisesi’nde okudu. Kendini bildi bileli ölesiye bir şekilde merak ediyor, bir şeyler okuyor, araştırıyor ve yazı yazıyor. Bu dürtülerini bir hayat tarzına dönüştürüp, böyle yaşayabileceğini anlayınca gazeteci olmaya karar verdi. 1992’de başlayan gazetecilik/yazarlık macerasında yolu sırasıyla Söz, Aktüel, Corriere Della Sera, Panorama, M5 Haber, Il Sole 24 Ore, Focus gibi çeşitli dergi ve gazetelerden geçti. Topluluk yöneticiliğinden arta kalan boş zamanın büyük bir kısmını hayaller kurmakla, çizgiroman okumakla (favori kahramanı Ken Parker’dır), merak etmekle, insan hakları projeleri ve özgür yazılım projelerine katkı vermekle harcıyor.

Yorum Yok

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website