logo

Yüz Yüze Konuşmaya Ne Dersiniz?

Yaptığı her işte en güzelini yapmaya çalışan, yaratıcı, disiplinli bir ekibiz. Topluluk yönetimi, eğitim teknoloji ve robotik gibi niş konularda uzmanlıklarımız var. Birlikte neler yapabileceğimize bakmak, tanışmak, hayata katma değer sağlamak için görüşmeye ne dersiniz?
iletisim@artistanbul.io
+90 0212 251 64 37

Olimpiyatlar ve BlackBerry

Olimpiyatlar ve BlackBerry

Geçtiğimiz hafta, gece gündüz demeden, bulduğumuz her boşlukta olimpiyatları seyrettiğimiz, nihayet sporu yaşamımızın sadece izleyerek de olsa yaşamımızın bir parçası haline getirdiğimiz bir haftaydı.

Tabi bu başlık ve giriş cümlem sizleri yanıltmasın. Öncelikle spor sevgim ve spor yapamamaktan yakınmak yerine, BlackBerry’im ile aramızdaki müthiş ilişkiden bahsetmek istiyorum.

Kendimi bildim bileli telefonlarımla hep gereksiz derecede yakın bir ilişkim olmuştu. Ne de olsa 7/24 mesajlaşmadan yaşamayan bir neslin parçasıydım. İletişimsiz yaşayamıyordum ancak çok uzun yıllar smartphone’u olmadan hayatta kalmayı başarabilen azınlık guruhu temsil ediyordum. Hatta bir noktada insanlar teknoloji ilerledikçe benim teknolojik ürünleri kullanma anlamında daha da geriye gittiğimi savunan bir tez atmışlardı ortaya, nitekim haksız da değillerdi, ta ki ilk BlackBerry’mi alana kadar.

Herkesin ilk BlackBerry’sini eline aldığı gün vardır. Öncelikle mutlusunuzdur; birincisi BlackBerry’niz olduğu için, ikincisi BBM’iniz olduğu için, üçüncüsü ise smartphone sahibi olduğunuz için. Bu sıralama kişiden kişiye değişse de içerik olarak pek değişmez.

Sevinme ve mutluluk kısmına yeterince hâkim olduktan ve telefonun sağını solunu iyice inceledikten sonra ilk olarak hızla bir e-mail hesabı kurarsınız, ardından sosyal medya hesapları tek tek aktif duruma getirilir ve BBM ile ilk görüşte aşkın temelleri iyice sağlamlaştırılır. Kırmızı ışık hastalığına da yakalandıysanız artık gerçek bir BlackBerry kullanıcısı oldunuz demektir.

Benim BlackBerry ile olan ilişkimin resmiyete kavuşması maalesef ne telefon elime yapışık bir şekilde gezdiğim zaman, ne de kırmızı ışık hastalığına yakalandığım gün ortaya çıktı. Ne zaman ki rüyamda Brad Pitt ve George Clooney yerine BlackBerry’nin şarj aletini (hatta farklı ölçü ve çeşitteki şarj aletlerini) görmeye başladım, o gün geri dönülmez bir yola girdiğimi farkettim. Aynı geri dönülmez yola girme hissiyatını rüyamda sörf yapmaya başladığımı gördüğümde de hissetmiştim. İtiraf etmeliyim ki şarj aleti kıyaslamasından daha keyifliydi..

usain-boltBlackBerry’me yapışık olarak yaşamanının haricinde, bulduğum her fırsatta olimpiyatları izlediğim geçen hafta, sporda doyuma ulaşmanın ve aldığımız madalyaların haricinde gözlerimi ışıldatan bambaşka bir sebep daha vardı. Usain Bolt ve Prenses Beatrice’in BlackBerry ile boy göstermeleri. Basında yer alan haberlerden görüldüğü üzere buna bu kadar sevinen ve ilgisini çeken yalnızca ben de değildim. Prenses Beatrice, elleri havada sevinç çığlıkları atarken dahi, bir elinde beyaz Bold 9900 taşıyordu. Tabi kiminle BBM’de yazıştığı da epey merak konusu oldu :).

Bir sonraki olimpiyatlar için hükümetten ve RIM’den talebim, sporcularımızın BlackBerry handheld kullanmaları, ayrıca spor ve BlackBerry sever bir vatandaş olarak BBM’lerinin benimle de paylaşılması yönünde. İlk kutlama mesajını BBM’den Usain Bolt’a gönderememiş olsam da atletizmde bize hem gümüş hem altın madalya kazanan kızlarımıza göndermek isterdim :).

İrem Çobanoğlu
Yorum Yok

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website