logo

Yüz Yüze Konuşmaya Ne Dersiniz?

Yaptığı her işte en güzelini yapmaya çalışan, yaratıcı, disiplinli bir ekibiz. Topluluk yönetimi, eğitim teknoloji ve robotik gibi niş konularda uzmanlıklarımız var. Birlikte neler yapabileceğimize bakmak, tanışmak, hayata katma değer sağlamak için görüşmeye ne dersiniz?
iletisim@artistanbul.io
+90 0212 251 64 37

Çocuğu Oto Sanayi’ye mi Göndersek?

Çocuğu Oto Sanayi’ye mi Göndersek?

Maker Eğitimleri herkes tarafından konuşuluyor, gerekliliği ve faydaları ortada. Peki, çocuklarınızı bu eğitimlere gönderirken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz?

Bir önceki yazımda Maker Eğitimi’nin ne olduğundan bahsetmiştim. Bu yazımda “Maker Eğitimi nasıl olmalı?” ve “Yaratıcılığın öldürülmediği farklı bir eğitim mümkün mü?” soruları hakkında yazacağım.

Öncelikle bu yazıyı okuyanlar olarak aldığımız eğitim sistemi onlarca kez değişti, halen de değişmeye devam ediyor. Bu sebeple bu yazıyı okurken yaptığınız karşılaştırmaları nesnel bakış açısıyla yapmakta fayda var. Ben de yazımda kendi eğitim sistemimiz üzerinden değil, Dünya’daki standartlar üzerinden geçeceğim, Maker Eğitimleri’nin nasıl olması gerektiğini anlatacağım.

Pink Floyd'un The Wall klibinden bir görüntü

Yazıma giriş yaparken, farklı bir eğitim mümkün mü diye sormamın sebebi, eğitimin sıradanlaştıran, yaratıcılığı ve üretim kabiliyetlerini azaltan yönüne dair eleştirilerimizden geliyor.

 

Modern okulun doğuşu

Unidentified boys'school, Tarih: Yaklaşık 1905Dilerseniz, ilk olarak modern eğitim sisteminin nasıl ortaya çıktığına bakalım: İngilizler kolonicilik döneminde Britanya’dan çıkıp Dünya’ya yayıldıklarında, gittikleri yerlerde, yerel yöneticilere ihtiyaç duyuyorlar. Güney Afrika’dan Hindistan’a, Yeni Zelanda’dan Kanada’ya uzanan devasa bir coğrafyada, aynı devlet ve sömürü çarkının işlemesi için aynı kalıptan çıkmış bir memur sınıfına ihtiyaç doğuyor. Adını ünlü bir kadın iç çamaşırı markasına da veren Victoria Devri‘nde bu bürokrat ihtiyacını günümüzdeki okul sisteminin temellerini atarak gideriyorlar.

O günden bugüne okul sisteminin yapısı çok değişmedi. Dilerseniz, hemen yandaki 1905 tarihli bir ilkokul sınıfı fotoğrafına bakalım: Öğrenci sıraları, duvarlardaki üniteler, çocukların tek tip üniformaları aslında ne kadar tanıdık, değil mi?

Zamanında bir abimin dediği gibi, eğitim sisteminin aslında işlevi “duvara yeni bir tuğla” hazırlamak. O günden bu güne eğitim sistemi sık sık değişse de, duvar için tuğla hazırlama amacı, genel itibariyle aynen devam ediyor. İşte bu sebeple, yazımda farklı bir eğitimin nasıl mümkün olacağını anlatmaya çalışacağım. Daha doğrusu sizi bu konuda Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Stanford’ta yapılan çalışmalar hakkında bilgilendireceğim.

Eğitim sisteminin temel amacı bireylerin bir bilgi kümesini öğrenmesi, deneyimlemesi. Açıkçası günümüzde okullarda uygulanan bu sistemin birçok çocuğa uymadığının hemen herkes farkında. Ezbere dayanan bu sistem hafızalarda yer bırakmıyor. Araştırmalar insanın kendi keşfettiği değerlerin daha kalıcı olduğunu, fiziksel olarak da içinde olursa (oynarsa, dokunursa vs.) bu oranın arttığını, bu süreçleri oyun oynar gibi keyifle yaparsa çok daha hızlı ve çok daha kalıcı şekilde öğrendiğini gösteriyor.

Şöyle anlatayım: Herhangi bir bilgisayar oyununda çocuğunuz 45 dakikada profesyonel seviyeye geliyor. Bir başka deyişle, 46. dakikadan itibaren bilgisayarı yenmeye başlıyor. Bu oyun eğer bir top zıplatma oyunuysa, farkında olmadan yeri geliyor açı kavramını, yeri geliyor inşa kavramını çözüyor. Bir bilgisayar oyunu bu kadar şeyi farkında olmadan öğretiyorsa, neden bunu derslere uyarlamayalım? Bu oyunlar, bu kazanımlar planlamadan gerçekleşmiş; planlayarak geliştirdiğimizde daha çok şey öğrenecekler. Eğitimciler şu an bu kavramın üzerinde çalışıyor, bu yeni kavramın İngilizce ismi Edutainment. Eğlenerek öğrenmeye dayalı farklı bir eğitim modeli, bir hayal değil.

 

Nasıl bir eğitim istiyoruz?

Konumuz olan Maker Eğitimleri’ne dönersek, sürecin kendisi bir oyun olmalı aslında. Çocuklar bir atölyede parça birleştirmeyi, devre çizmeyi denediklerinde işin içinde eğlence yoksa, çocuğunuzu aslında oto sanayiye vermiş oluyorsunuz. Doğru eğitim için “oyunlaştırma” ile bezenmiş, müfredatı belirlenmiş, uzman eğitim teknoloğu eğitmenler tarafından verilmeli. Sınıf büyüklüğü öğretmenlerin çocuklarla birebir ilgilenebileceği yoğunlukta (maksimum 15 kişi) olmalı. Sınıf oyun oynamaya müsait, geniş, ferah olmalı. Çocukların hem bireysel hem grup çalışması için yeterli alanı olması gerekir. Uzman eğitim teknoloğu düzenli iletişim ve psikolojik testlerinden geçirilerek süreç kusursuzlaştırılmalı. Uzman eğitim teknoloğu, benzeri örnekleri çokça yapmış, olası problemler konusunda deneyim kazanmış olmalı.

Özetlersek,

  • Sınıf ortamı çok önemli, geniş, ferah, havadar olmalı
  • Ortam da güvenlik gereçleri tam teçhizatlı olmalı
  • Eğitimler uzman eğitim teknologları tarafından verilmeli.
  • Eğitim teknologları deneyimli olmalı,
  • Eğitim müfredatı oluşturulmuş, belge çalışmaları tam olmuş olmalı
  • İletişim konusunda eğitim teknologları deneyimli olması gerekir.

Çocuklarınızı bu şekilde gerçekleştirilen Maker Eğitimleri’ne, bu eğitimleri veren okullara gönderin. Biraz sert olacak ama diğer okulların çocukları Oto Sanayi’ye çıraklığa göndermekten pek farkı yok. Oto Sanayi’de en azından teknolojiye daha yakın olurlar…

 

 

Açılış görseli: Group of Breaker boys, Ocak 1911

Halil Keskin

Halil Keskin'i tanımak için etrafınıza bakınmanız yeterli. Macbook Pro'su kucağında, Ikea'nın Poang koltuğuna gömülmüş, yattığı yerden para kazanan, arada aromalı kahvesini yudumlayarak etrafa laf yetiştiren birisini görürseniz, Halil ile karşı karşıyasınız demektir!

1 Yorum

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website