Küllerinden Doğan Bir Okul: Van BİLSEM

Küllerinden Doğan Bir Okul: Van BİLSEM

Güzel ve uzun bir bayram tatilini hepimiz yaptık. Dinlendik belki yorulduk ama yeniden işe koyulduk. Bayram tatilinden hemen önce ilk Turkcell Zeka Küpü eğitimim olan Van-İpekyolu Yusuf Gökçenay Bilim ve Sanat Merkezi’nde beş günlük Zeka Küpü eğitimimizi yaptık. Sizlere manevi olarak çok anlamlı geçirdiğime inandığım bu bayramı diğerlerinden daha anlamlı kılma sebebimi anlatacağım.

13 Ağustos Pazartesi sabahı 06.00 uçağına binip ekip arkadaşım Gamze Baş ile Van serüvenimizi başlattık. Saat 08.00’e doğru uçağımız Van havalimanına muhteşem diyebileceğim güzellikteki Van Gölü’nün üzerinden süzülerek indi. Biz büyük heyecan ve merakla soluğu Yusuf Gökçenay Bilim ve Sanat Merkezi‘nde aldık. Aslında Van küllerinden doğmuş bir şehir, 23 Ekim 2011 günü meydana gelen Van-Erciş merkezli deprem ve 9 Kasım 2011 günü yaşanan Van-Edremit merkezli deprem; Van ve ilçelerinde çok kuvvetli bir şekilde hissedilmiş olup, bölgenin yapı stoğu nedeniyle yıkıcı hasar yaratmış ve çok sayıda kayba yol açmış. Van-İpekyolu Yusuf Gökçenay Bilim ve Sanat Merkezi binası da bu depremde hasar görmüş ve yeni yerine taşınmış. Çok samimi bir karşılama ile birlikte Sayın Müdürümüz Refik Bayram, Müdür Yardımcımız Pınar Çalışkan ve Bilişim Teknolojileri Öğretmenimiz Betül Duran İnci ile birlikte okulu gezdik. İlk günümüzü okulu gezmek, kadroyu tanımak ve öğrencilerin projelerini inceleyerek geçirdik. Akşama doğru otele döndüğümüzde Gamze de ben de yarın öğrencilerle karşılaşmak için sabırsızlanıyorduk.

 

Eğitimin ilk günü

Sabah okula geldiğimizde bizi heyecanla bekleyen pırıl pırıl parlayan yaşları 10-14 arasındaki 10 öğrencimiz bahçede bizi bekliyorlardı. Aynı heyecanla tanışıp, Zeka Küpü Laboratuvarı’na çıktık. Bir kısa tanışmanın ardından tüm sınıfın aslında Arduino gurusu olduğunu öğrendik. Bu Zeka Küpleri öğrencilerin Arduino ile bu kadar proje geliştirmiş olması, yarışmalara katılması, ödül almalarında Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Betül Duran İnci’nin rolünü yadsıyamayız. Sınıf ile ilgili bu ilk bilgileri edindikten sonra dersimize geçtik. Öğrencilerle ilk olarak LED yakma uygulamasını yaptık. Daha sonra sensörleri kullanıp, tek tek uygulama yaparak derse devam ettik. Uygulamaları denerken bize yöneltilen sorular ile aslında bir yandan terledik ama bir o kadar proje günümüz için sabırsızlandık. Güzel projeler ortaya koyacakları daha ilk günden belliydi. İlk gün biterken çocukların yüzündeki mutluluğu okuyorduk. Ders sonunu getirmek istemiyorlardı. Biz otele geçerken hissettiğimiz keyif tarifsizdi.

 

Eğitimin ikinci günü

Eğitimin ikinci günü yine öğrencilerimiz bizi bahçede karşıladı. Sınıfa kadar birlikte çıkıp derse koyulduk. Bugün onlara App Inventor anlatacağımızı söyledik. Birkaç öğrencimiz deneyimlemiş olsa da sınıfın çoğunluğu yeni görecekti. Biz de böyle projeler çıkarmış bir gruptan App Inventor ile ilgili ilk izlenimlerini merak ediyorduk. App Inventor uygulamasından kısaca bahsederek giriş yaptık. Daha sonra öğrencilerle beraber App Inventor üzerinden uygulamalarımızı geliştirdik. Öğrencilerimizin yaptığı uygulamaları canlı canlı deneyebilmeleri için Android işletim sistemli birer Turkcell T60 telefonu dağıttık. Dersin sonuna doğru öğrencilerden günün nasıl geçtiğine dair bir geri dönüş almak istediğimizde hepsi daha önce neden App Inventor denemediklerini sorguluyordu. Bu da bize çok büyük bir mutluluk yaşattı. Onlara böyle bir uygulamadan bahsetmiş olmak, ufuklarını açmak, yeni şeyler öğrenmelerini sağlamak çok güzel bir haz. İkinci gün biterken yine sınıftan ayrılamıyorduk.

 

Eğitimin üçüncü günü

Eğitimin üçüncü gününe geldiğimizde öğrencilerimizle güçlü bir bağ kurmuş olmanın verdiği mutluluk ile derse girmiştik. Bugün günlerden Tinkercad dediğimizde öğrencilerimiz hep bir ağızdan sevinç çığlıkları attılar. Sevdikleri bir uygulamayı kullanacak olmanın mutluluğuydu bu. Bir yandan Tinkercad üzerinden üç boyutlu nesneler tasarladık. Bir taraftan çıktıları nasıl alabileceklerini öğrettik. Günü bitirirken yarının proje günü olduğunu öğrencilerimize anlattık. Diğer günlerde olduğu gibi bugün de öğrencilerimizden zor ayrıldık.

 

Proje günü

Artık eğitmen olarak en keyif aldığımız kısma gelmiştik. Bugün proje günü çünkü. Öğrencilerimizden bu eğitim süresinde görmüş olduğu tüm konulardan sorumlu tutarak proje geliştirmelerini istedik. Ortaya çıkacak projelerden çok umutluyduk. Öyle de oldu, Arduino ile “Toprağın Nemini Ölçen Düzenek”, “Karanlıkta yanan lamba”, Tinkercad ile “Galata Kulesi” ve “Soru Bankası” düzenekleri yaptılar. Proje günümüzde Van Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Sayın Nuran Altan Göl ziyaretimize geldi. Gelişiyle birlikte Bilim ve Sanat Merkezi’nin bahçesinde öğrencilerimizle Parrot Mambo Drone’larımızı kullanma deneyimi yaşadık. Hepimiz için çok keyifli geçen bu deneyimin ardından bir eğitim gününü daha bitirdik.

 

Eğitimin son günü

Bugün buruğuz. Hem öğrenciler hem biz eğitimciler bugün son günün hüznünü taşıyoruz. O kadar alıştık ki, Gamze ile aramızda konuşurken; “Veda ederken ağlamayacağız.” diye birbirimize telkinlerde bulunmamıza rağmen gözlerimiz dolu dolu son güne başladık.

Öğrencilerle birlikte Sphero Mini eğitimi yaptık. Sphero Edu üzerinde kodlama aracını kullanarak örnek uygulamalar hazırladıktan sonra Sphero toplarıyla turnuva düzenledik. Okul içerisinde bir pist alanı oluşturduk. Tüm öğrencileri üçerli olacak şekilde gruplara böldük. Turnuvadan sonra veda etme vakti gelmişti. Okul bahçesine toplandık. Müdürümüz Sayın Refik Bayram, eğitim sürecindeki teşekkürlerini sunarak bize bir teşekkür belgesi ile onurlandırdı. Artık sarılıp ayrılma vakti diyerek çocuklarla kucaklaştık. Bunun bir veda olmadığını her şeyin yeni başladığını söyleyerek havalimanın yolunu tuttuk. Pırıl pırıl öğrenciler tanımanın hayatlarına dokunmanın verdiği huzurla yazımın başında dediğim maneviyat duygusu ile çok anlamlı bir bayram geçirmenin mutluluğunu yaşadım.

Eğitim süresi boyunca desteklerini ve yardımlarını bir an olsun esirgemeyen Nuran Altan Göl, Refik Bayram, Pınar Çalışkan ve Betül Duran İnce’ye sonsuz teşekkürlerimizi iletiriz.

Son olarak Van ile ilgili birkaç dipnot paylaşmak istiyorum. Vakit buldukça şehiri tanımak için gezdik. Van Kalesi, Ahtamar Adası, Edremit sahili görün derim. Otlu peynirini yemekte zorlandım ama deneyin mutlaka. Kahvaltıcılar sokağında Van kahvaltısı yapın. Koyun eti yemeyenler, küçükbaş hayvancılık yapıldığını unutmayın. Ben biraz aç kaldım. Misafirperver Van halkından da bahsedip yazımı sonlandırıyorum. Çok güzel ağırlandığımız bu şehire yeniden gitmek dileğiyle.

Hoşçakalın…

Elif Gürtan
2 Yorumlar

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website