logo

Yüz Yüze Konuşmaya Ne Dersiniz?

Yaptığı her işte en güzelini yapmaya çalışan, yaratıcı, disiplinli bir ekibiz. Topluluk yönetimi, eğitim teknoloji ve robotik gibi niş konularda uzmanlıklarımız var. Birlikte neler yapabileceğimize bakmak, tanışmak, hayata katma değer sağlamak için görüşmeye ne dersiniz?
iletisim@artistanbul.io
+90 0212 251 64 37

Deli Deli Kulakları Küpeli!

Deli Deli Kulakları Küpeli!

Evdeki elektrikli aletleri söküp tamir etmeye çalışan, hani sürekli bir şeyleri bozan haylazları tanırsınız… İşte onların önemli bir kısmı büyüdüğünde, yazılım geliştiricisi oluyor!

Topluluk Yönetimi ya da daha moda söylenişiyle “Community Management”, Artistanbul ekibinin yaklaşık 7-8 yıldır üzerinde çalıştığı ve uzmanlaştığı alan. Birlikte çalıştığımız kişiler, yazılım geliştiricileri ve mühendis adayları olunca, işimiz daha da ilginçleşiyor. Geleceği Yazanlar’ın içeriğinin sürekli olarak güncellendiği ofisimizde dışarıdan bakanların anlayamayacağı türden espriler, eşek şakaları sürekli havada uçuşuyor.

Evdeki elektrikli aletleri söküp tamir etmeye çalışan, eve yeni gelen elektronik cihazın kumandasını kullanmayı ilk öğrenen kopilleri, hepiniz tanırsınız. Hani sürekli bir şeyleri bozan haylazları… İşte onların önemli bir kısmı büyüdüğünde, yazılım geliştiricisi oluyorlar. Aslında pek büyümedikleri bile söylenebilir :).

Peki, topluluk yöneticisi kimdir, ne iş yapar? Tüm bu insanları nasıl bir araya getirir?

İyisi mi, küçük bir hikâye anlatayım:

Gerçek olamayacak kadar güzel bir hikâyedir, 1940’lı yıllarda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden bir gün 30 kadar deli kaçar. Hastanenin başında Mazhar Osman’ın olduğu zamanlardır. Her neyse, hemşireler telaşla Mazhar Osman’a koşar: “Efendim yandık! 30 deli birden hastaneden kaçmış!”

Mazhar Osman hiç bozuntuya vermez, odacıdan paspas yaptığı süpürgeyi, hemşireden ise hastalardan birinin uzun paçalı donunu ister! Zavallı odacı ve hemşire içlerinden “Tamam Mazhar Bey’i de kaybettik!” diyerek, isteği yerine getirir. Mazhar Osman süpürgenin sopasının ucuna uzun donu bir bayrak gibi bağladığı gibi, “asker adımlarıyla” hastaneden dışarı çıkar!

Hemşire ve zavallı odacı, “Hah tamam! Şimdi kaçanların sayısı 31 oldu!” diye dövünmektedir. Görüntü şudur: Mazhar Osman, ucunda bir uzun don olan “bayrağı” sanki kutsal bir sancakmış edasıyla iki eliyle önünde tutmakta ve “kaz adımıyla” Bakırköy sokaklarında yürümektedir! Bir de garip bir marş söyler: “Deli marşı!”

Neyse, Mazhar Osman, elindeki kutsal sancakla bu marşı söyleyerek Bakırköy’de “iki tur” atar. Üç saat sonra, Mazhar Osman hastanenin kapısında görünür. Görüntü aynıdır: Kaz adımı yürüyüşle muzaffer bir komutan edasındaki “başhekim”, bu garip marşı bağırarak içeri girmektedir. Arkasında da hastaneden kaçan deliler!

Başhekimi izleyen kuyruğun en sonundaki deli de içeri girdikten sonra kapılar kapatılır ve sayım yapılır. Başhekimin peşine tam 130 kişi takılmıştır!

 

Sözü nereye getireceğimi anladınız sanırım… Geleceği Yazanlar ekibi olarak benzer bir işe girişmiş durumdayız :).

Önümüzdeki hafta Ege ve 9 Eylül üniversitelerinde yapılacak sunum ve uygulamalı eğitimler, bir yıllık süreç boyunca 40’ı aşkın üniversite ve kurumda yapılacak eğitimlerin sadece başlangıcı.

Bu arada bizler de (ben, Halil Keskin, Caner Güral ve Ozan Uysal) boş durmuyor, sürekli olarak eğitimlerimizi güncelliyor ve mevcut eğitimlere yenilerini ekliyoruz. Geçtiğimiz haftalarda sizlerden gelen öneri ve geri bildirimler doğrultusunda, aşağıdaki eğitimleri portalımıza eklemiş durumdayız:

Bize yazmaktan, bizi eleştirmekten sakın vazgeçmeyin.

Sağlıcakla.

Ali Işıngör

1974 yılında İstanbul’da doğdu. İtalyan Lisesi’nde okudu. Kendini bildi bileli ölesiye bir şekilde merak ediyor, bir şeyler okuyor, araştırıyor ve yazı yazıyor. Bu dürtülerini bir hayat tarzına dönüştürüp, böyle yaşayabileceğini anlayınca gazeteci olmaya karar verdi. 1992’de başlayan gazetecilik/yazarlık macerasında yolu sırasıyla Söz, Aktüel, Corriere Della Sera, Panorama, M5 Haber, Il Sole 24 Ore, Focus gibi çeşitli dergi ve gazetelerden geçti. Topluluk yöneticiliğinden arta kalan boş zamanın büyük bir kısmını hayaller kurmakla, çizgiroman okumakla (favori kahramanı Ken Parker’dır), merak etmekle, insan hakları projeleri ve özgür yazılım projelerine katkı vermekle harcıyor.

Yorum Yok

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website