Atari’den Robota, Hayalden Gerçeğe: FRC İstanbul

Bir Akın Ömeroğlu kadar iyi dansedemiyorlar ama neyse...

Atari’den Robota, Hayalden Gerçeğe: FRC İstanbul

Artistanbul’da yapmaktan en mutlu olduğum işlerden biri, genç insanların hayatlarına dokunabilen projelerde yer alabilmek. First Vakfı’nın düzenlediği First Robotic Challenge ya da kısa adıyla FRC de bu etkinliklerden birisi. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye ayağı yapılan yarışmaya jüri üyesi olarak katılma fırsatım oldu ve 2018’in en eğlenceli haftasonlarından birini geçirdiğim bu deneyimi sizlerle de paylaşmak istedim.

 

Robotik derken?

kutu taşıyan robot

Bu yılın popüler robot tasarımlarından biri

First Vakfı, ABD’de Dean Kamen ve destekçileri tarafından 1992 yılında kurulan bir vakıf. Vakfın amacını kısaca, gençlere, bilim ve teknoloji dünyasının gelecekteki liderleri ve mucitleri olmaları için ilham vermek ve danışman tabanlı programlarla bilim ve teknoloji alanlarında yeteneklerini arttırırken gelecek yaşamlarına ihtiyaç duyacakları iletişim, kendine güven ve liderlik gibi vasıflarını geliştirmek olarak açıklayabiliriz.

Bu amaca uygun olarak First 25 yılı aşan süreden bu yana çeşitli yaş gruplarına göre robotik ligleri ve turnuvaları düzenliyor. FRC yani First Robotics Challenge bu yarışmaların en büyük yaş grubuna yapılan, rekabetin çok çetin geçtiği ve robotların teknolojik olarak endüstriyel robotlara en çok yaklaştığı ayağını oluşturuyor.

Dünya çapında yayılan bu yarışmanın Türkiye ayağınıysa Fikret Yüksel Vakfı organize ediyor. Darüşşafaka mezunu olan ve ABD’de yaptığı çalışmalarla büyük başarılar kazanan biliminsanı Fikret Yüksel tarafından kurulan vakıf, bu etkinliğin Türkiye’ye gelmesi ve Türkiye’de bu etkinliğe katılımın artması için hem zaman hem de ciddi manada maddi kaynak harcamakta.

Yarışma lise seviyesinde bir ya da birkaç okulun öğrencilerin bir araya gelip bir takım kurmasıyla başlıyor. Takım tıpkı küçük bir şirket gibi kendi içinde bir organizasyon kurup bir yandan yarışmaya robotik anlamda hazırlanırken öte yandan masrafların karşılanması için sponsorların bulunması, basın ve çevre ilişkileri gibi işleri yürütmesi ve hatta çevrelerinde de mühendislik ilhamını arttırmak için sosyal sorumluluk projeleri sürdürmesi gibi birçok işi de yapmak zorunda. Dolayısıyla ekip çalışmasının önemini erken yaşta öğretmesi, farklı ilgi alanlarına sahip insanların bir ortak amaç için çalışması gibi kazanımları gençlerin erken yaşta kazanmasını sağlaması açısından yarışmanın önemi son derece büyük.

 

FRC’nin kuralları

Elbette işin eğlencesi robot tarafında. Yarışmacılar robotlarını yapabilmek için 6 haftaya sahipler ve tüm dünya çapındaki ekipler o yıl oynanacak oyunun kurallarını aynı gün öğreniyor ve 6 haftalık süre de o gün itibariyle başlıyor. Takımlar, robotlarının güç ve iletişim sistemlerini ve temel şasi parçalarını vakıftan temin ettikleri kitin içinde alıyorlar. Bu sayede robotların temel güçleri aynı oluyor ve onları birbirinden ayıran pilotlarının yeteneği ve takımların oyunda kendilerine verilen problemi çözmek için ne kadar verimli bir yol bulmalarına kalıyor.

robotlar maç yapıyor

Bu yılın oyun sahası

Oyun hemen hemen yarı basket sahası diyebileceğim bir alan içinde karşılıklı üç takım tarafından oynanıyor. Oyu sahası içerisinde takımların puan alabileceği görevler var ve takımlar bu görevleri tamamlayarak karşı taraftan daha yüksek puan almaya çalışıyor. Bu yılın teması olan Arcade temasında görev küpleri sahanın dışında bekleyen takım arkadaşlarına teslim etmek, bir yüksek ve iki alçak tahtırevan üzerine bırakarak karşı taraftan puan almak üzerineydi. Oyunun son 30 saniyesinde ise verilen hedefe tırmanmak (20 kg. civarında bir robotun tırmanmasını izlemek çok zevkli) ise oyun sonunda ek puan verilen görevlerdendi. Robotlar maçın ilk 15 saniyesinde otonom çalışırken sonrasında ise takımların pilotları tarafından kontrol ediliyor. Maçlar 5 hakem tarafından takip ediliyor. Bu sayede rakibinize faul yaparak avantaj elde etmenizin önüne de geçiliyor.

İşte biz de bu yıl bu güzel turnuvanın Türkiye ayağı için jüri üyesi olma şansına sahip olduk. Yarışmanın off-season’u yani bir anlamda hazırlık turnuvası olan turnuvalar daha önce Türkiye’de yapılmasına rağmen bu yıl ilk defa dünya şampiyonasına takım gönderecek olan Regional turnuvası Avrupa kıtasında ilk defa Türkiye’de yapıldı.

10 – 12 Mart tarihleri arasında Ülker Spor Arena’da yapılan turnuvada 30’dan fazla takımın yarışırken tribünler de okullarını desteklemeye gelen yüzlerce öğrenci tarafından dolduruldu.

Ben de bu yazıda biraz izlenimlerini aktarmak biraz da yarışma heyecanını sizlere aktarmak istedim.

 

Hazırlık Günü

Yarışmanın en başarılı ve sevilen jüri üyesi – ben

Yarışmanın bu ilk gününden önce Ülker Spor Arena’da saha sökülüyor ve bu sayede geniş bir alan elde ediliyor. İlk gün alanın yarısı oyuna ayrılırken kalan yarısı da katılımcı takımlara ayrılıyor. Takımlar burada kendi atölyelerini kurarak hem diğer takımlara kendi takımlarını tanıtıyor hem de robotlarına anlık tamirat ve geliştirmeleri burada yapabiliyor. Az önce de bahsettiğim gibi, takımların robotlarını hazırlamak için 6 haftaları var ve 6. hafta bittiğinde robotlarını paketlemeleri gerekiyor. İlk gün aynı zamanda hakemler tarafından robotların paketlendiği günden bu yana açılmadığının teyit edilmesi ve robotların yarışmaya uyup uymadığının denetlendiği teftiş aşamasını da içeriyor.

Jüri ekibi de bugünü bir yandan tanışma/hasret giderme toplantısıyla diğer yandan da takımları hazırlıklarını izleyerek geçiriyor. Yarışmanın en sevdiğim özelliklerinden biri yarışmanın sadece robotlara değil, birçok değeri önemseyen ödüller dağıtması. Örneğin yarışmada önemli bir başarı elde edemeseniz bile diğer takımlarla yardımlaşmanız ve profesyonelliğiniz sayesinde yarışmanın en prestijli ödüllerinden biri olan Duyarlı Profesyonellik ödülünü kazanabiliyorsunuz.

Takımlar aynı zamanda bu ilk günü hazırlık maçları yaparak ve sahaya alışarak geçirebiliyor. Zira kendi ellerinde saha olmadığı için alıştırmaları genelde okul bahçesinde ya da atölyede yapmış oluyorlar ve pilotların sahaya alışması için bu hazırlık maçları hayati önem taşıyor.

 

Yarışmanın İlk Günü

“Bir pazar sabahı acaba neden sabah altıda kalktım” diye başlayan yarışmanın ikinci gününde yaşadığım her şey akşam yorgunluktan bitmiş bir şekilde eve dönerken “Bu sabah iyi ki altıda kalktım…” dediğiniz bir deneyime dönüşüyor.

Yarışmanın ilk günü takımlar açısından kendi ittifaklarını kurabilmek için diğer takımları izlemeleri, maçlarında hasar alan robotlarını küçük bir pit alanında tamir etmeye çalıştıkları ve jüri üyelerine, diğer takımlara ve ziyaretçilere takımlarını tanıttıkları yoğun bir programla geçiyor. Yarışma yüksek enerjisi olan gençlerin arasında düzenlendiği için ben de kendimi bir yerden sonra onlara ayak ederken buldum. Takımları dolaşırken bir yandan rozetlerini aldım bir yandan zaman zaman onlarla dans ettim ve bol bol fotoğraf çektirdim. Kendimden bir nesil bile küçük sayılmayacak bu gençlerin kendilerine olan güveni, yarışmanın onlara kattığı değerleri yansıtma becerileri ve kendilerini gerek Türkçe gerekse İngilizce ifade etmelerindeki yetenekleri beni gerçekten etkiledi.

maçı kazanan öğrenciler seviniyor

Maçı kazanan öğrencilerin sevinçleri görmeye değerdi.

Sahadaysa deyim yerindeyse kıran kırana bir mücadele yaşanıyordu. Bazı robotlar bu mücadelenin baskısı altında biraz esnedi, yolda kalanlar ya da taşıyıcı kolu kırılan robotlara sadece robotun ait olduğu değil tüm takımların destek olması yarışmanın en önemli değerlerinden biri olan duyarlı profesyonelliğin katılımcılar tarafından ne kadar içselleştirildiğinin de bir kanıtı oldu.

Elbette biz de jüri üyeleri olarak gün boyu etrafta olma, takımlarla sohbet etme olanağı bulduk. Jüri odası yorgun jürilerin yığıldığı, yeni dostlukların kurulduğu eğlenceli bir ortamdı fakat bu konuya çok girmeyeceğim zira jüri odasının en büyük kuralı Vegas kuralı. Yani jüri odasında olan jüri odasında kalıyor.

Günün yarısı geçtiğinde ertesi gün bir üst tura çıkacak takımlar yavaş yavaş belli olmaya başlamış ve robot yarışması için hemen herkesin bir favorisi olmaya başlamıştı. Özellikle takımların kostümlü maskotları yarışma boyunca takım farketmeksizin tüm tribünleri coşturmak konusunda büyük bir iş yaptılar. Bunu saklamaya gerek yok xsharc takımının maskotu –Yağmur diye kalmış adı aklımda– diğer tüm maskotlar arasında benim kalbimde ayrı bir yer kazandı. Bir işi bu kadar istekle yapan bir genç arkadaş gördüğüme gerçekten mutlu oldum.

Gün sonundaysa ertesi gün şampiyonların belirleneceği günün heyecanını hissetmeye başlayarak evlerimize dağıldık.

 

İkinci Gün ve Ödüller

Ödül törenini almaya koşarak gelmelisiniz!

Ödül törenine koşarak gelmelisiniz!

Yarışmanın ikinci günü de ilk gün olduğu gibi son derece erken saatte başladı. Okulların açık olması ve kazananların belirlenecek olması nedeniyle bu güne katılım bir önceki güne göre daha yoğun oldu. Takımlar çeyrek finalde yarışabilmek için kıyasıya mücadele ederken biz jüriler de yoğun bir mesaiyle takımları dolaşmaya onlarla vakit geçirmeye devam ettik. Biz bu süreçte vaktimizin çoğunu jüri odasında harcadık ama bu sefer final maçlarını seyretme şansını da kaçırmadık. Özellikle son dört maç çok çekişmeli geçti. Mavi ve kırmızı ittifak sahaya varını yoğunu koyarken yarışmacıların performansı kadar robotların dayanaklılığı da sonucu belirleme çok ciddi rol oynadı. Bu kadar çok maç yapılan bir ortamda sadece altı haftada yapılan bir cihazın bu kadar verimli çalışması ve dayanıklılık göstermesi benim için etkileyici oldu.

Günün elbette en özel anıysa ödül töreni oldu. Yarışmanın ödül töreni oyunların yapıldığı sahada gerçekleştiriliyor. Jüri üyeleri ve gönüllüler sahada dizildikten sonra ödüller anons edilmeye başlıyor. Ödülü kazandığını duyan takım jüri üyelerinin arasından geçerek bir yandan tebrikleri kabul ediyor diğer yandansa ödüllerini alıyor. Biz sahanın şekli gereği ödüller açıklanırken tüm takımları görebilen bir pozisyonda olduğumuz için bu an bizim için epey eğlenceli geçti. Ödülü kazanan takımı bu ödülü neden aldığı okunurken öğrencilerin ve takım koçlarının ödülü kendilerinin alabileceğini hissetmesi, sandalyelerinde gerilmeleri, yüzlerindeki o heyecan ve takım numaraları anons edildiğinde yaşadıkları sevinç gerçekten de görülmeye değer bir sahne.

Yarışmanın ilk defa regional yani bölgesel olması aynı zamanda dünya şampiyonasına doğrudan takım göndermek manasında geldiği için ciddi bir rekabet yaşandı. Ödül alan takımların arasında farklı illerden gelen ekiplerin olması beni çok mutlu etti. Niğde’den, İzmir’den, Kocaeli’nden, Kayseri’den, İstanbul’dan ve hatta Norveç’ten gelen takımlar çeşitli alanlarda ödüllerin sahibi oldular.

Yaklaşık bir saat süren ödül töreninden sonra ise takımlar pit alanını bir yandan toplayıp bir yandan ödül heyecanı yaşarken gönüllüler de günün yorgunluğunu Erik Dalı’ndan Macarena’ya uzanan müziklerle dans ederek ve eğlenerek attılar. Yarışma hemen hemen tamamen gönüllülerin verdiği destek sayesinde yapıldığı için onlara tüm süreçteki enerjileri için ayrıca teşekkür etmek gerekiyor.

Günün sonunda FRC alanında ayrılırken geride artık toplanmış bir pit alanı, sökülmekte olan bir saha bıraktık ama eğlenceli anılar, yeni dostluklar ve güzel fotoğraflar hep bizimle olacak. Umarım tüm katılımcılar benim kadar eğlenmişlerdir.

Bir sonraki FRC’de jüri tişörtümü tekrar sırtıma geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Akın Ömeroğlu

Akın Ömeroğlu, 2007-2009 yılları arasında Pardus Projesi'nin topluluk süreçlerinde çalıştı. Sonra onu TÜBİTAK UEKAE'ye transfer ettik. Artistanbul'un ünlü Whatsapp grubunun en azılı katılımcılarından biri olan Akın, şirkete genel müdür olarak geri döndü. Boş vakitlerinde çalışanları trollüyor.

Yorum Yok

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website