Bizi Takip Edin!

Yazar: Akın Ömeroğlu

GitLab vs Atlassian

Yazılım dünyayı yiyor makalesinden bu yana geçen yıllarda her yıl bu makalenin ne kadar doğru olduğunu gördük. Temel işi yazılım olmayan onbinlerce işletmede bir destek birimi olan IT departmanı, geçen yıllar içinde rekabetin ana unsuru haline dönüştü. Hal böyle olunca, bu taraftaki gelişmeler ve değişimler şirketleri ciddi manada etkilemeye başladı. Atlassian şirketinin geliştirdiği ürünler de şimdi bu değişimde yeni bir yola çıkıyor.

GitLab

Artistanbul’da bizler yazılım geliştirmeyi seven ama yazılım geliştirirken yeni araçları ve teknolojileri kullanmayı daha da seven bir ekibiz. Çok kalabalık bir ekip olmadığımız için vakit bulabildiğimizde rutin işlerimizi otomatik hale getirmeye ve yönettiğimiz sistemleri de yüksek bulunabilirliği ve sürekliliği bizim tarafımızdan değil de üretici tarafından sağlanan servislerde barındırmaya çalışıyoruz. Çözüm ortağı olduğumuz GitLab, şu an bizim en büyük yardımcımız!

Kubernetes, Docker ve Konteynerler

Eğer kurumsal bir işyerinde çalışıyor ve IT ile dirsek temasında bulunan bir proje yöneticisi ya da birim yöneticisiyseniz, her yıl farklı bir teknolojik kelimenin (Örneğin Kubernetes) popüler olduğunu görürsünüz. Kimi zaman bu popülerlik trenine kendi projelerinizin de atladığını ve bazen projelerinize pozitif katkısı olduğunu ama bazen de anlamadığınız onlarca teknik detayın arasında kaybolduğunuzu hissetmişsinizdir.

Mosyle

Saha operasyonu olan işlerde ekipleri yönetmek kadar sancılı işlerden biri de gelişen teknoloji sayesinde her gün biraz daha fazla işimize ortak olan “cihazları” yönetmek. Kurulumundan güncellemesine güncellemesinden politika gönderimine kadar pek çok derdi tasası olan bu cihazlar her ne kadar sahada olanlar için üretkenliği arttırsa da, bakım ve destek ekipleri için tam bir baş ağrısı yaratabiliyor.

Açık Kaynak ya da Özgür Yazılım? Hangisi?

Özgür yazılım mı yoksa açık kaynak mı tartışmaları bu iki kavramın ortaya çıkışı ve zaman zaman birbiri karşısında iki farklı kamp gibi konumlanmasından bu yana çok uzun süredir tartışılıyor. Kişisel tartışmalar ve hatta hesaplaşmaların da eskisi kadar olmasa da çok fazla etkilediği bu alan, sadece yazılımın felsefesine meraklı bir avuç geek ve çevresinde kümelenmiş bir grup avukatın fildişi kulelerde birbiriyle mücadele etmesi gibi gözükse de, sonuçları hem yazılım geliştiricileri hem de son kullanıcıları ciddi manada ilgilendiriyor.

Artistanbul taşınma

Bir yerin yerlisi olmak benim çok alışık olmadığım bir kavram. Küçüklüğümde birden fazla kez şehir değiştirdiğim ve çokça taşınma içinde yer aldığımdan kendimi -uzun süredir İstanbul’da yaşamama rağmen- hiçbir yerin yerlisi sayamıyorum. Oysa bir yere bağlı olmak, oranın “yerlisi” haline gelmek, belki bir anlamda kök salmak özendiğim bir şey.

Bir Akın Ömeroğlu kadar iyi dansedemiyorlar ama neyse...

Artistanbul’da yapmaktan en mutlu olduğum işlerden biri, genç insanların hayatlarına dokunabilen projelerde yer alabilmek. First Vakfı’nın düzenlediği First Robotic Challenge ya da kısa adıyla FRC de bu etkinliklerden birisi. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye ayağı yapılan yarışmaya jüri üyesi olarak katılma fırsatım oldu ve 2018’in en eğlenceli haftasonlarından birini geçirdiğim bu deneyimi sizlerle de paylaşmak istedim.

Türkiye’de geçmişte açık kaynak bileşen ve kütüphaneleri kullanan bazı firmalar, başlangıçta lisans kurallarına dikkat etmediği için iş modelini değiştirmek ve hiç arzulamadığı halde kaynak kodunu açmak zorunda kaldı. Kullandığınız açık kaynak bileşendeki küçük bir lisans değişikliği yaptığınız işi nasıl etkiler, hiç düşündünüz mü?

Genç Akın hamburgerini yemiş, içeceğini içmiş ve şimdi Taksim’de kaybedenler noktası adını verdiği meydan girişinde yüzünü hiç görmediği yeni arkadaşını acaba nasıl tanıyacağım diye meraklı düşünceler içerisinde bekliyordu. Bir şekilde buluştular sohbet ederek Cihangir’e doğru indiler. Şirin bir binanın içinde küçük bir ofise girdiler. Genç Akın ne tamamen kariyer planlarının değişeceğinden ne de 10 yıl sonra aynı kapıdan tekrar gireceğinden habersizdi…