Bizi Takip Edin!

Alternatif Eğitim Modellerine Bakış: Reggio Emilia Yaklaşımı

Alternatif Eğitim Modellerine Bakış: Reggio Emilia Yaklaşımı

II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden 6 gün sonra, İtalya’nın kuzey bölgesinde Reggio Emilia isimli kasabanın yakınlarında birtakım söylentiler yayılmaya başlar…

Söylentilere göre, Kuzey İtalya’daki Villa Cella isimli küçük bir köyde köylüler, köyü işgal eden Alman kuvvetlerinin geri çekilirken bıraktıkları bir tank ve birkaç kamyon ve atı satarak köylerinde bir okul inşa etmeye başlamışlardır. O günlerde henüz 20’li yaşlarında bir genç olan Loris Malaguzzi de bu söylentiyi duyar duymaz bisikletine atlayarak Villa Cella isimli bu köye gidip olanları yakından görmek ister.

Malaguzzi köye vardığında savaş sırasında yıkılmış bir evin enkazından sağlam tuğla parçalarını seçip taşıyan kadınları görür ve merakla onlara ne yaptıklarını sorar.

“Biz çocuklarımız için okul yapıyoruz. Bizim çocuklarımız da en az zengin insanların çocukları kadar zekidir ve eğitim almaya hakları vardır!”

yanıtını alır.

 

Reggio Emilia eğitim yaklaşımının doğuşu

Kadınların canla başla çalışarak yaptıkları bu okul için arazi bölgedeki çiftçiler tarafından bağışlanmıştır. Tuğlalar ve kirişler ise bombalanmış evlerden çıkartılmış ve kum yakınlardaki nehirden kovalarla köye taşınmaktadır.

Bölgedeki insanların varlarıyla yoklarıyla okul yapımı için çalıştıklarını gören Malaguzzi bu durumdan çok etkilenir. Malaguzzi’nin pedagoji eğitimi almış bir öğretmen olduğunu öğrenen köylüler ondan kendileriyle birlikte yaptıkları bu okulda çalışmasını ve çocuklarına öğretmenlik yapmasını isterler. Malaguzzi ise, “Benim çok fazla deneyimim yok, fakat elimden gelenin en iyisini yapmak için söz veriyorum. Bu süreçte ben de çocuklarla birlikte öğreneceğim ve öğrendiğim her şeyi onlara da öğreteceğim!” diye yanıt vererek görevi kabul etmiş olur.

Villa Cella köyünde yaklaşık 8 ay süren okul inşaatı sırasında Roma’ya psikoloji eğitimi görmeye giden Malaguzzi, eğitimini tamamladıktan sonra Reggio Emilia kasabasına geri döner ve belediyenin burada açtığı bir psikoloji merkezinde tam zamanlı olarak çalışmaya başlar. Köylülere verdiği sözü de unutmayan Malaguzzi, sabahları psikoloji merkezinde çalışırken öğleden sonra ve akşamları da köy okullarında öğretmenlik yapmaya başlar.

Köylülerin kurduğu bu okulda Malaguzzi tek başına değildir. Köylü kadınların eğitim hareketini duyan, düşünceleri, motivasyonları ve enerjileri neredeyse sınırsız olup eğitim aşkıyla yanıp tutuşan diğer öğretmenlerle birlikte çalışmaya başlayan Malaguzzi, öğretmenlikle ilgili çok fazla tecrübeye sahip olmamasından dolayı çocuklarla birlikte öğrenmeye çalışır ve öğrendiklerini de hemen çocuklara aktarır. Ne kadar kendisinden tecrübeli olsalar da diğer öğretmenler arasında ve tabii ki Malaguzzi’nin de aklına bu dönemde “çocuklara ilişkin şeylerin yalnızca çocuklardan öğrenilebileceği” fikri kök salmaya başlar ve Reggio Emilia eğitim yaklaşımının temelleri de bu fikirlerle birlikte oluşmaya başlar.

 

Loris Malaguzzi

1920 yılında İtalya’nın Correggio kentinde doğup büyen Loris Malaguzzi, tıpkı diğer herkes gibi II. Dünya Savaşı’ndan büyük ölçüde etkilenmiş bir kişidir. İlerleyen yıllarda verdiği bir röportajda “Savaş gençliğimi yuttu!” sözüyle bu etkilenmenin ne derece büyük olduğunu dile getirecektir. 1939 yılında babasının yoğun isteği üzerine Urbino Üniversitesi’nde Pedagoji eğitimine başlayan Malaguzzi, eğitimini tamamladıktan sonra ilkokullarda öğretmenlik yapmaya başlar. Öğretmenlik yapmaya başladığı yıllarda İtalya’daki faşist Mussolini rejiminin baskıcı eğitim politikalarına dayanamayıp, öğretmenlikten istifa eder. Bu sırada köylü kadınların başlattığı bir eğitim hareketiyle eğitime dair umudu tekrar yükselen Malaguzzi, köylü kadınlar yaptıkları okulu tamamlayan kadar Roma’daki İtalyan Ulusal Araştırma Merkezi’nde (CNR) psikoloji eğitimi almaya gider.

Psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra Reggio Emilia kasabasına dönüp belediyenin okullarda problem yaşayan çocuklar için kurduğu psikoloji merkezinde çalışmaya başlayan Malaguzzi, sabahları psikoloji merkezindeki görevini sürdürürken öğleden sonra ve akşam saatlerinde köylü kadınların kurdukları okullarda öğretmenlik yapmaya başlar. Malaguzzi, köylü kadınların bu çabalarından o kadar etkilenmiştir ki, bir röportajında “Bu hareket, kadınların savaştan sonraki ilk zaferiydi çünkü bu okulların kurulmasındaki tüm karar ve insiyatif onlarındı!” diyerek köylü kadınların başlattığı bu eğitim hareketini ne kadar takdir ettiğini de belirtmiştir.

Malaguzzi, bu okullarda temelini oluşturduğu Reggio Emilia eğitim yaklaşımıyla Dünya’da büyük yankı uyandırarak, bu alanda birçok ödüle de layık görülür. Malaguzzi’nin ortaya koyduğu eğitim yaklaşımı, yıllar içerisinde İtalya ve sonrasında Avrupa ve Dünya’ya yayılarak geniş kitlelere ulaşıp onun prensiplerini temel alan birçok Reggio Emilia okulu, Dünya’nın farklı bölgelerinde açılmıştır. Malaguzzi’nin ortaya koyduğu eğitim yaklaşımı özellikle son 20 yıldır tartışılan ve artık geçerliliği kalmayan klasik eğitim yaklaşım ve modellerinin yerine kullanımı geniş çevrelerce öngörülen bir eğitim yaklaşımı olmayı başarmıştır.

 

Reggio Emilia eğitim yaklaşımı

Geleneksel eğitim sistemlerinde amaç, toplumun ya da içinde bulunulan çağın ihtiyaçlarına yönelik bilgi ve becerileri toplumu oluşturan bireylere sistematik şekilde aktarmak ve toplumdaki egemen ideolojiye uygun bir insan tipini yani “örnek vatandaşı” yetiştirmektir. İdeolojilerin ön planda olduğu bu tür eğitim sistemlerine toplumlar eski zamanlardan beri karşı çıkmış ve itirazlarını yüksek sesle dile getirmişlerdir. Özellikle merkezi otoritenin (devletlerin, krallıkların ya da imparatorlukların) yönettiği eğitim sistemlerinin yaratmak istediği tek tip vatandaş ve ekonomik modele endeksli işgücü yetiştirme programı gibi amaçlara yapılan tüm bu itirazlar,  bir yandan da insanları alternatif eğitim modelleri aramaya itmiştir.

Reggio Emilia yaklaşımına göre eğitimin amacı; büyüme sürecindeki çocukların gelişimini engelleyen duvarların ortadan kaldırılmasıdır. Klasik (geleneksel-davranışçı) eğitim anlayışının sahip olduğu eski ve katı kurallar, güncelliğini yitirmiş kavramlar, yetişkinlerce benimsenmiş ve çocuklara zorla öğretilmeye çalışılan anlaşılması zor davranış ve tutumlar bu duvarı oluşturan en önemli parçalardır.

Çocukların öğrenme temellerinin şekillendiği okul öncesi dönemde toplumdaki yeni kültürel değer ve rolleri öğrenmesi desteklenmeli, kalıp bilgileri hazır olarak vermek yerine düşünen, sorgulayan, hipotezler kuran, kendi verilerini elde edebilen, bunlara göre teoriler geliştirebilen ve sonuçlarıyla da yüzleşebilen bireyler yetiştirmek amaçlanır. Böylece çocuklar gelişimini engelleyen ve eski değer yargılarından, kalıplaşmış ve yer yer yozlaşmış kurallar ve kavramlardan oluşan duvarlar ile karşılaştıklarında bunları kendi kendine aşabilmeleri sağlanmalıdır.

Reggio Emilia yaklaşımı, diğer tüm eğitim yaklaşımları gibi çeşitli çağdaş eğitim kuramlarından etkilenmiş ve eğitim kuramlarına kendince dokunuşlar yaparak şekillenmiş bir yaklaşımdır. Reggio Emilia yaklaşımı da, 2005’den beri ülkemizin eğitim sistemi olarak benimsenen ve kullanılmaya başlanan, eğitim bilimleri alanlarında çok önemli çalışmaları olan John Dewey, Lev S. Vygotsyky, Jean Piaget, Jerome Bruner ve diğerlerinin geliştirdikleri çağdaş eğitim kuramlarından birisi olan yapılandırmacı eğitim kuramının alt kuramı olan sosyal-yapılandırmacı eğitim kuramı baz alınarak oluşturulmuş bir yaklaşımdır.

Vygotsky’nin ortaya koyduğu sosyal-yapılandırmacılık kuramında, öğrenmede sosyal etkileşimin önemli bir yeri vardır. Öğrenme için sosyal olarak zengin bir çevreye ihtiyaç olduğu ve bireyin öğrenme süreci içerisinde gerek kendi akranları gerekse de yetişkinlerle sosyal etkileşim içerisinde olmasının öğrenmede önemli bir yeri olduğu vurgulanır. Bu kuramda çocukların düşünmesi ve öğrenmesinde yetişkinlerin rolü ve önemi de çok büyüktür.

Sosyal-yapılandırmacı kuram baz alınarak geliştirilen Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunularak yeni keşifler yapmalarına fırsat sağlanmalıdır. Bunun için çocuklara boyama, heykel, seramik, ahşap oyma, tiyatro ve drama gibi çeşitli etkinlikler yaptırılarak sembolik yollarla kendilerini ifade etme fırsatı sunulmalıdır. Malaguzzi’nin yazdığı şiirden yola çıkarak Reggio Emillia eğitimcilerinin çocuğun yüz dili adını verdikleri bu görüş, çocukların somut yaşantıları sembolik ifadelere dönüştürdükleri çok sayıda dili ifade eder. Çocuklar problemlerinin çözümünde akranlarıyla birlikte çalışmakta, öğretmen ise bu sırada ona yardımcı olmaktadır. Bu süreçte zamanla fikirler yeniden gözden geçirilip düzeltilmektedir.

Tüm çağdaş eğitim kuramlarında olduğu gibi Reggio Emilia yaklaşımında da önemli olan çocuktur.

Tüm çağdaş eğitim kuramlarında olduğu gibi Reggio Emilia yaklaşımında da önemli olan çocuktur. Eski tür klasik eğitim anlayışlarında çocuklar ya da öğrenciler yalnızca öğrenen konumundaki ikinci hatta üçüncü planda yer alan kişilerken, bu tür eğitim anlayışlarında eğitim sistemi ve bu sistemin uygulayıcıları politikacılar ve öğretmenler ön planda yer alıp tüm kararları alan ve bu kararları çocuklara uygulayan kişilerdi.  Çağdaş eğitim anlayışlarında ise en ön planda öğrenciler ve onların ihtiyaçları yer alır. Çağdaş eğitim anlayışlarında öğretmenler çocuklara bilgileri hazır bir şekilde sunan değil, çocukların kendi yaşantıları geçirerek kendi kendilerine öğrenmelerine rehberlik edecek olan kişilerdir.

Reggio Emilia yaklaşımında da, ülkemizde de 2005 yılından beri uygulanan(!) bu çağdaş eğitim anlayışı hakimdir.

 

Eğitim ortamları ve sınıflar

Reggio Emilia yaklaşımında ortam büyük önem taşır. Öyle ki, bu okullardaki ortam için “öğretmenin kendisi” ifadesi sıklıkla kullanılır. Çünkü öğrenmeler, çocukların bu ortamda yapacağı aktiviteler, kurduğu iletişim ve geçireceği yaşantılar sonucu oluşacaktır. Çocuklara bilgiler hazır ve sistematik bir şekilde verilmeyecek, bilgiler okul ortamında çocukların kendi deneyim ve yaşantılarıyla öğrenilecektir.

Bu yaklaşımda sadece fiziki çevrenin değil, sosyal çevrenin de önemi büyüktür. Sosyal çevreyle kurulacak iletişim için çocukların sahip olması gereken dil becerilerinin önemi de çok büyüktür. Bu nedenle Reggio Emilia okullarında çocukların dil ve iletişim becerilerinin geliştirilmesi üzerine ayrıca durulur.

Reggio Emilia okullarında eğitim, yapılandırmacı anlayışa uygun olacak şekilde çocukların gerçek hayatlarıyla doğrudan bir ilişki içinde olması gerektiği için her okulda çeşitli bitkiler, çiçekler, doğal yaşamdaki böcek, sincap gibi hayvanlar ile genelde her evde bulunan kiler, mutfak, yemek odası, tuvalet, banyo ve bahçe gibi çocukların gerçek hayatta karşılaşabileceği çeşitli bölümlerden oluşur. Okulların çevresi çocukların hayal güçleri ve yaratıcılıklarını destekleyecek şekilde düzenlenir ve okulun çevresinde çocukların birbiriyle etkileşimini sağlayacak biçimde ortak alanlar bulunur. Bu okullar ayrıca insanları içeri girmeleri ve oyun oynamaları için onları içine çeken bir atmosfere sahip olurlar.

Okulların içi ise olabildiğince sakin; cam ve ahşap materyaller kullanılarak tasarlanır ve okulun geneli zihni yormayacak şekilde mat renklerle tasarlanır. Buna karşın çocukların istedikleri zaman yalnız kalması için çeşitli alanlar da okulun muhtelif yerlerinde bulunur. Yetişkinler ve çocuklar arasındaki sosyal iletişimi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocukların ve öğretmenlerin birlikte bulunabilecekleri piazza (meydan) adı verilen büyük bir alan bulunur. Sınıflar, uzun ve dar koridorlar üzerine dizilmek yerine ortadaki bu büyük alanın etrafında düzenlenmiştir. Çocuklar ve yetişkinler gün boyunca bu alanı kullanarak, aralarında etkileşim kurarlar. Bu da çocuklardaki sosyal öğrenmeleri doğurur.

 

Reggio Emilia okullarında gerçek yaşamla ilişki

Reggio Emilia okullarında gerçek yaşamı yansıtabilmek için örneğin her çocuğun kendine ait bir posta kutusu bulunur ve bu posta kutusundaki mesajlar, mektuplar ve resimler okul yaşantısının günlük bir parçası olarak her gün değiştirilir. Çocuklar evlerine mektup getiren postacıyı da gördükleri için bu gözlemleri aracılığıyla okullarındaki posta kutularıyla bağlantı kurarlar ve böylece çocukların gerçek yaşamla bağlantı kurmaları sağlanır. Çağdaş ve alternatif eğitim sistemlerini benimseyen pek çok okulda olduğu gibi Reggio Emilia okullarında da bu ve benzeri pek çok gerçek yaşamla bağıntılı nesne ve ortamın kullanılması büyük önem taşır.

Reggio Emilia okullarında sınıflar gerçek yaşamla bağını koparmaz.

Reggio Emilia okullarında aslında diğer pek çok çağdaş eğitim modelini benimsemiş okul gibi çocukların olabildiğince çok aktivite yapmaları, oyun oynamaları ve sürekli iletişim halinde olmaları amaçlanır ve okullar da tamamen bu amaçlara göre düzenlenir. Bunun için okulların büyükçe bahçeleri, o bahçelerde çeşitli meyve ağaçları ve tıpkı bir belediye parkı gibi bir park alanı bulunur. Reggio Emilia okullarında tıpkı Waldorf okullarında olduğu gibi, plastik ya da doğal olmayan hiçbir malzeme ya da oyuncak bulunmaz. Çocukların oynadıkları parktaki kaydıraklar bile mümkün olduğunca ahşap yani doğal malzemelerden üretilir.

Son olarak Reggio Emilia okullarında diğerlerinden farklı sayabileceğimiz bir diğer özellik ise, yer ve tavanda değişik özelliklerde aynaların bulunmasıdır. Girişte yer alan üçgen çatı biçiminde düzenlenmiş aynalar, konveks ve konkav aynalar çocuğun kendisini değişik açılardan ve değişik durumlarda gözlemesini sağlamakta ve çocuğu düşünmeye yöneltmektedir.

Reggio Emilia okullarında tıpkı Waldorf okullarında olduğu gibi plastik ya da doğal olmayan oyuncak bulunmaz.

 

Bu yazımızda sizlerle birlikte alternatif eğitim yaklaşımlarından birisi olan Reggio Emilia eğitim yaklaşımının tarihini ve özelliklerini inceledik. Elbette bu okullarda yer alan, sınıf düzeni ve öğretmenin çocuklar üzerindeki rolü gibi çok daha fazla ayrıntı mevcut ancak tüm bu ayrıntıları bu yazıda toparlamak biraz güç.

Reggio Emilia okullarının tarihinden, çağdaş eğitim kuramlarından olan yapılandırmacılık ve sosyal-yapılandırmacılığın neler olduğundan, ülkemizdeki yeni nesil eğitim sisteminden ve genel hatlarıyla Reggio Emilia eğitim yaklaşımının özelliklerinden bahsettiğimiz bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Bir diğer alternatif eğitim sistemi olan Montessori eğitim sistemiyle ilgili yeni yazımızda görüşmek üzere diyorum.

Eğitim ve sağlıcakla.

 

Kaynaklar:

–  Aslan, A . (2005). Okul Öncesi Eğitimde Reggio Emilia Yaklaşımı . Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14 (1), 75-8-

–  İmamoğlu, B. ve Öz, S. Z. (2002). Küçük bir köyden dünyaya yayılan bir eğitim “Reggio Emilia Eğitimi”. Özgür ve Bilge Dergisi. 1, (11).

–  Pekdoğan, S. (2012). REGGİO EMİLİA YAKLAŞIMI ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12, (2).

–  Powell, K. C., & Kalina, C. J. (2009). Cognitive and social constructivism: developing tools for an effective classroom. Education, 130(2), 241+.

–  http://alternatifokullar.com/reggio-emilia-anaokullari-2/reggio-emilia-yaklasimi/ (Erişim Tarihi: 12.04.2020)

–  https://ogrenmetasarimlari.com/reggio-emilia-yaklasimi/ (Erişim Tarihi: 14.03.2020)

–  http://reggioemiliadernegi.org/reggio-emilia-yaklasimi/ (Erişim Tarihi: 08.07.2020)

Şafak Yıldırım
1 Yorum
  • Levent Koçak
    Cevapla
    Gönderim08:31, 18 Temmuz 2020

    Harika bir yazı olmuş, elinize sağlık. Türkiye’de çağdaş eğitim anlayışının uygulandığını -artık ne kadar uygulanabiliyorsa- ilk defa bu yazıdan öğrendim.

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website

%d blogcu bunu beğendi: