PyConWeb 2018 Hatıraları

PyConWeb 2018 Hatıraları

Sevgili Ali Işıngör’ün bana “Pazartesi gel başla” demesinin üzerinden (dile kolay) 7 yıl 4 ay geçmiş. 2011’deki çok da uzun sürmeyen bir yazı zamanlı çalışma macerasının ardından, ne oldu da 2015 yılında kendimi yine Artistanbul kapısında buldum ben de bilmiyorum. Artistanbul’un “işini en iyi şekilde yapma” aşkı dışında şirketle ilgili neredeyse her şeyin değiştiğini ilk anda hemen fark etmiştim.

Artistanbul’daki değişimler aynı hızla değişmeye hâlâ devam ediyor. Bu değişimlerden bir tanesi de her yıl bir yurtdışı etkinliğe katılmayı gelenek hâline getirmek. Geçen sene tek başına katıldığım EuroPython 2017’den sonra, bu sene PyConWeb 2018’e tüm yazılım ekibi olarak katıldık. Münih’te ikinci kez düzenlenen etkinlik için çalışma arkadaşım Ege, blog yazısında kendi gözlemlerini paylaşmıştı. Benim düşüncelerim de paralel olduğu için belki tekrar olacak ama, her türlü teknik bilginin makaleler ve videolar ile internette kullanımımıza hazır olduğu bir dönemde, neden masraf yapıp bir konferansa katıldık sorusunu cevaplamak istiyorum.

Teknolojiyi internetten takip etmenin (bence) iki kötü yanı var. Birincisi, yeni çıkan ve henüz öğrenmediğin bir kütüphane veya araç, senin tüm ihtiyaçlarını çözen, sepetindeki her bileşen ile sorunsuz entegre olan, üzerine de sırtına sağlam bir masaj yapan sihirli bir projeymiş gibi görünüyor. Gerçeklerin çok daha acı olduğunu öğrenmek için ya vakit ayırıp kütüphaneyi sepetinizdeki diğer yazılımlarla birlikte kullanmayı denemeniz veya daha önce benzer yazılımlarla denemiş birinin internette yayınladığı tecrübelerine denk gelmeniz gerekiyor.

PyConWeb 2018 gibi konferanslarda, öğrenmediğiniz kütüphanelerin sihirli olmadığını (ve sırtınıza masaj yapmayacağını) görüyor, beklentilerinizi ona göre şekillendiriyorsunuz. Hangi noktalarda problem yaşayabileceğiniz konusunda hazırlıklı olunca, “başkaları da bu sorunu yaşadı ve çözdüler. benim de karşılaşmam normal, öyleyse hadi çözeyim” motivasyonuna sahip olabiliyorsunuz. İnternetten takip etmenin diğer kötülüğü ise, biraz birinciye de bağlı olarak, sizin dışınızda herkesin uzaya roket gönderecek mühendislik gücüyle yazılım geliştirdiği ve asla onlara yetişemeyeceğiniz algısına sebep olarak yapacağınız iyileştirmeleri gözünüzde büyütmesi. Oysa, kahve arasında biraz sohbet ederek, meslektaşlarınızın/rakiplerinizin şu anda geçmekte olduğunuz aşamalardan yakın zamanda geçmiş veya hâlâ geçmekte olduğunu ilk ağızdan dinleyebiliyorsunuz. Bu bilgi ışığında yetişmek hatta öne geçmek için yeterli motivasyonu kendinizde buluyorsunuz.

PyConWeb 2018 etkinliğinde küçük de olsa bir sunum yaptım

 

PyConWeb 2018’deki konuşmam

Bu konferansın benim için özel bir anlamı daha var. Uzun zamandır yapmak istediğim bir hedefimi, bir topluluk karşısında Türkçe dışındaki bir dilde hayatımın ilk konuşmasını gerçekleştirdim. Farklı bir dilde konuşma yapma düşüncesi beni heyecanlandırıyordu ve bu heyecanımı yenmek için en güzel fırsat her günün sonunda bir saat boyunca yapılan ve en fazla 5 dakikalık konuşmalara müsaade edilen “lightning talks” seansıydı bana göre. Eğer konuşma planladığımdan daha kötü giderse en fazla 5 dakika rezil olacaktım. Katılımcılara Python İstanbul topluluğu için yaptığım konuşmalardan birinin 5 dakika sürecek şekilde hızlandırılmış hâlini anlattım. Bu konuşmamda, severek kullandığım Python projelerinden biri olan Home Assistant‘tan bahsettim. Konu olarak bunu seçmemin sebebi, son zamanlar epey popüler olan ve mikrodenetleyiciler için olan MicroPython sürümünü çalıştırabilen ESP8266 tabanlı Adafruit HUZZAH için yapılan çekilişe de katılmaktı. Heyecandan mikrofonu elimde titreyerek tutsam da, konuşma beklediğimden daha iyi geçti. Bu yeterince iyi haber değilmiş gibi, bir de çekilişi kazandım!

Konferansın teknik getirilerinin yanısıra en büyük kazançlarından biri de, çoğunlukla ofis içerisinde görüp konuştuğunuz “çalışma arkadaşları”nızla, normalde birlikte geçirmeyeceğiniz bir haftasonunu tamamen birlikte geçirme iş konuları dışında sohbetler etmek ve bolca “arkadaş” olarak vakit geçirmek oldu. Daha önce hiç bulunmadığınız bir ülkeyi, şehri birlikte keşfetmek, gezmek ve farklı bir kültürü deneyimlemek açısından eşsiz bir fırsattı.

Onur Güzel

Onur'un karate bilen, en temiz duyguların ninjası bir kız arkadaşı var. Onur'a pislik olsun diye özel günlerde kız arkadaşına shuriken (ninja yıldızı), tanto (japon katanasının küçük kardeşi) falan alıyoruz. Yetmiyor, Akın masasına otel resepsiyonlarındaki zillerden bir tane aldı, canı sıkıldığında zile basarak üç oda öteden Onur'u yanına çağırıyor. Başka bir ülkede olsa bize mobbing'den dava açardı, galiba bir gün bize çok pis dalacak, ona hazırlanıyor...

1 Yorum

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website