Önceki Yazılımcı

Önceki yazılımcı

Önceki Yazılımcı

Büyüklerimiz “Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa, yarın ölecekmiş gibi ibadet et” derler. Ben hiçbir zaman inancı güçlü bir insan olamadım. Yine de, bu sözü birazcık değiştirerek Artistanbul’daki çalışma hayatımda benimsedim. Bence buna sebep olan, işe başladığım zaman ilgilendiğim projelerin, daima sahipleri tarafından geliştirilmeye devam edecekmiş gibi yapılandırılmış olmasıydı. Ben de kendime, “Projelerini, Artistanbul’dan hiç ayrılmayacakmış gibi sahiplen, yarın ayrılacakmış gibi geliştir.” dedim.

İşe başlayalı 4,5 yıl oldu. Bu süreçte, yazılım geliştirme dışında yaptığım en önemli şey, “iş”lerin bana veya başka birine bağlı olmadan devam edebilmesini sağlamak oldu. Bu yazılımlar için, projenin, dahil olan herkesin bilgisayarında eşlenik bir sanal ortamda çalışmasını sağlamak demekti. Bu hedefe başta Vagrant/VirtualBox ikilisi ve Bash betikleri ile başladık. Zamanla bu araçlar yerini Docker gibi konteynerleştirme ve Ansible gibi yapılandırma yönetme çözümlerine bıraktı. Bunun yanı sıra, test kodları yazmak, sürekli entegrasyon (Continuous Integration) yapmak gibi sektördeki en iyi pratikleri de günlük yaşamımıza sokmak için ciddi bir efor sarfettik.

Kişilere bağlı olmamak, aynı zamanda belli bir bilgi birikiminin de herkes tarafından erişilebilir olmasını sağlamak demekti. Her şeyi, bir çalışma arkadaşın senden hiç yardım istemeden uygulayabileceği şekilde detaylı belgelendirme, zaten çok önemli olarak görüldüğü Artistanbul sınırları içerisinde benim de çabalarımla birlikte artık bir kurum kültürü hâline geldi. Belgelendirmenin de detayına girecek olursak, sadece takip sistemindeki (Redmine) iş kayıtları olarak değil aynı zamanda projelerdeki wiki sayfalarıyla, “… nasıl yapılır?” (How to…?) belgeleriyle, ayrıca buluttaki (G Suite) ortaklaşa çalışma alanlarındaki içeriklerle çok kapsamlı bir işe imza attık. Bununla da yetinmedik, sunucularımızın ve şirket adına açılan üyeliklerin parolalarını, düzenli ve güvenli olarak saklayabildiğimiz ve istediğimiz kişilerle paylaşabildiğimiz bir parola yöneticisi (Bitwarden) kullandık.

 

Önceki yazılımcı olmamak

Artistanbul’dan hiç ayrılmayacakmış gibi çalışırken, adımın “önceki yazılımcı” olarak kötü anılmamasını istedim hep. Bugün bile, daha yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum. Ama, yarın ayrılacakmış gibi çalıştığım, dile kolay, 235 haftanın ardından, yarın, gerçekten, Artistanbul’dan ayrılıyorum. Bu kararın arkasında, maddi ve duygusal konularla birlikte, sağlık ve kariyer endişeleri de var. Heyecanlı günler beni bekliyor!

Artistanbul’dan bahsetmeye dönecek olursak, Hilal ile yeterince uzun süre birlikte çalışamadığım ve Gamze ile mola sohbetlerimiz artık sona erdiği için üzülüyorum. Artık, 10 yıl sonra yeniden bir arada çalıştığım Gizem ile koridorda karşılaşıp miyav’layamayacağız. Sevgili Ali Işıngör ve Akın Ömeroğlu, haftanın her günü bana abilik yapamayacak. Görev tanımım gereği işe alımlarında da rol üstlendiğim yazılım ekibimle ise gurur duyuyorum. Benim bıraktığım yerden çok daha ileri bir noktaya taşıyacaklarından hiçbir şüphem yok.

Beni andığında aklından kötü şeyler geçirme Artistanbul! Hoşça kal!

Onur Güzel

Akın masasına otel resepsiyonlarındaki zillerden bir tane aldı, canı sıkıldığında zile basarak üç oda öteden Onur'u yanına çağırıyor. Başka bir ülkede olsa bize mobbing'den dava açardı. Onur galiba bir gün bize çok pis dalacak, ona hazırlanıyor...

Yorum Yok

Yorum Yaz

Yorum
İsim
E-Posta
Website